Dalga değil, ben ne zaman uzaklara daldıysam kilo aldım. Sıkıntılar boğdu bedeni. Ağır geldi her daim, kapılınca sürükleyen görüntüler. Döndüm etrafıma baktım, kafalar rahat adamlar rahat. Kemeri nasıl sıktıysak nefes alınmıyor. Bırak gitsin, koyver gitsin. Önemliyse direkten dönsün geri gelsin. Kalbe yüklendik, omuzlara yüklendik, dibe vurduk. Yerin dibine geçmeden kurtulsak diyorum hani...
Okyanuslarda dalış yapalım, en derinlere dalalım kabul ama sakın uzaklara dalmayalım. Mutlu insan; düşünmeyen insan fark etmeden bitirmeyelim ömrü.
Empati diye diye yemedik mi kendimizi. Bizden çok düşünmedik mi karşımızdakini?
Fakat ne kaldı elde, benim cümlelerim belli; 'Ben olsam ona böyle yapmazdım.'
Ama o yaptı abi, diyecek laf var mı üzerine?
Kafaya takıp vurmayacaksın içkiye, dönmeyeceksin deliye...
Düşünceli insan diye düşme dillere, bak çevrene 'güçlü' senden kat kat üstte. Gelir mi bu yaş bir daha?
Nefes alınır mı bir daha bu bedende bu saniye?
Söylenip duruyorum dakikalardır kendime, yine saçmalıyorsun diye...
Slogan belli; Eskiden kafayı yerdim, sıkıntıları borç verdim, huzura erdim.
31 Mayıs 2011 Salı
22 Mayıs 2011 Pazar
Gece Karalaması
Fonda Massive Attack, yürüyorum gündüz gece. İstemsiz kıpırdıyor vücut, ritme uyum gösteriyor. Uyku nasıl da davetkar, kandırmaya çalışıyor bedeni. Gözler yer çekimine yenik belki de. Ellerim soğuk, sigaramın dumanı pencereden dışarı çıkıyor. Kadehimi dolaba kaldırdım, rejimi yolcu edene kadar görmesin gözüm. Uykusuzluk da kafa yapıyor, şişeler midemde sanki. Yalnızlık keyif veriyor, o koca yatak bana kalıyor. Artık karşı koymak güç, tutamıyorum kendimi. Gecelerin en özeli sana, en güzeli bana...
30 Nisan 2011 Cumartesi
Beni bu güzel havalar mahvetti
Balkon saksılarına laleler ekildi, ortanca saksıları dizildi.
Baharın kırptığı göz ele avuca sığmıyor.
Ne de keyifli kahvaltı sofrası, klasik müzik eşliğinde...
Nefes alıp vermek daha zevkli sanki,
Güneş öyle bir gülümsüyor ki, gözler kamaşıyor adeta.
Üşümemeyi özlemiş tenler,
Bahar gelsin, dertler illa ki biter derler.
Kalp yine büyük laf etti,
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Baharın kırptığı göz ele avuca sığmıyor.
Ne de keyifli kahvaltı sofrası, klasik müzik eşliğinde...
Nefes alıp vermek daha zevkli sanki,
Güneş öyle bir gülümsüyor ki, gözler kamaşıyor adeta.
Üşümemeyi özlemiş tenler,
Bahar gelsin, dertler illa ki biter derler.
Kalp yine büyük laf etti,
Beni bu güzel havalar mahvetti.
21 Ocak 2011 Cuma
Duymak Değil Dinlemek
Dinlemedikçe, dinlenmiyoruz. Her kafadan bir ses çıkıyor fakat bizler artık sadece kendi sesimizde kayboluyoruz. Kendi bildiğini okuyan insanlar olduk, birbirimizden koptuk, farklı görüşleri umursamaz olduk. Unutmamak lazım, düşüncelerdir insanları birbirlerinden ayıran. Hayatını devam ettirmek isteyen insanın farklı insanlara dolayısıyla farklı düşüncelere ihtiyacı vardır.
Hepimizin eksikleri, karşı taraftan öğrenecekleri vardır, bunu karşımızdakini dinlemeden anlayamayız.
Aynı anda konuşuyoruz, aynı anda birden çok kişiyi dinliyoruz. Sonuç; biz yine aynı biz. Anlamadığımız için değişmiyoruz. Kendimizi vermediğimiz için düşünmüyoruz. Bildiğimizi okumaya devam... Bir olaya her düşüncenin getirdiği yorum farklıdır ve her düşünce bir tecrübe sonrası oluşur. İşte bu yüzden sadece duyduklarımızla yaşamamızı beklemiyorum. Fakat yaşarken aynı zamanda duymamızın da gerektiğini düşünüyorum.
Her insan bazı konularda deneyimlidir, hayatın sürüklediği sularda kürek çekmeyi öğrenmiştir. Yaş ilerledikçe artan tecrübe insana, hayata farklı pencerelerden bakmayı öğretir. Kaç yaşında olursak olalım öğreneceğimiz daha birçok şey vardır hayata dair. Hayatımıza katılan her insan yeni bir gözlüktür aslında bizler için, karşımızdakini dinlediğimiz takdirde farklı görmeye başlarız hayatı. Belki gereksiz takıntılardan kurtuluruz, belki de görmemiz gerekenleri görmeye başlarız.
Unutmayın sadece duymak yetmez, dinlemek gerekir, insanlarla iletişim halinde olmak gerekir. Zaten bir kişiyi dinlemeye başladığınızda konsantrasyonunuz en fazla 20 dakika sürüyor, sonrasında söylenenler pek akılda kalmıyor, bırakın da o 20 dakikada beyin yeniliklere açık olsun, içine farklı gözlükler dolsun.
16 Ocak 2011 Pazar
17 Aralık 2010 Cuma
Geçmişe Silgi Dayanmaz
Sevgilisinden yeni ayrılmışsa, eşinden yeni boşanmışsa sakın yaklaşma. Seviyor gibi göründüğüne bakma, aslında sevmiyor seni, kendini kandırır belki, bir çift güzel cümle duysun yeter ki...
Mum yak tabi fakat feneri gözüne tutma, kör etme. Zaten bir çelme yemiş geçmişinde, güçlenmeden tekrar düşmesin yere.
Ne büyük hata yapmışım dedikten sonra kısa sürede başlayan ilişkidir asıl hata, o boşluk anında birisi girebilir mi normalde hayata? Girse de sen mantı yerken, o yer salata.
Ortak paydada buluşmayı denerken, tamponu vurmayacaksın yolda giderken. Tutacaksın temkini, bırakmayacaksın elden, belki de çalıyorsunuz ayrı telden...
Oku ve iyice düşün, teşekkür edeceksin döndüğün için direkten :)
16 Aralık 2010 Perşembe
Aşkta Etkisiz Eleman
Kalbimden akan kanlarla boğabilirdim onu, öyle derindi ki yaram, dikiş tutmazdı artık. Derinlerime inmişti, en güzel izi bırakmıştı bana ardında bıraktığı acıyla. Sinirdendi belki, seven hırçın olur bilirsiniz ki...
Arkasında sakladığı bıçağı görmek istemedim bilinçsiz, o beni bıçaklı hayal edip kaçarken ben hep üzerine yürüdüm nedensiz. Kendime yakıştırdığımı ona yakıştıramadım, onsuzluğu kendime yakıştıramadım.
Göz göre göre gel dedim, yaralarsın beni git diyemedim. Benden alabilecekleri, verdiklerinden kat kat fazlaydı görmek istemedim. Korkmadım, durmadan ilerledim...
Kulaklarımı kapattım sağa sola, konsantre oldum önümdeki yola. Tutmam gerekirken tutunmadım hiçbir dala...
Kendim ettim kendim buldum belki, düşüncelerimde seni yok ederken biliyorum ki; mutluluk yine kapımdadır seni unutayım yeter ki. Asılsız aşklara kanmasın gönül, yüreksizlere kan akıtmasın gönül...
Bir daha yaşanması güç aşkların etkisiz elemanlarına armağanımdır.
Arkasında sakladığı bıçağı görmek istemedim bilinçsiz, o beni bıçaklı hayal edip kaçarken ben hep üzerine yürüdüm nedensiz. Kendime yakıştırdığımı ona yakıştıramadım, onsuzluğu kendime yakıştıramadım.
Göz göre göre gel dedim, yaralarsın beni git diyemedim. Benden alabilecekleri, verdiklerinden kat kat fazlaydı görmek istemedim. Korkmadım, durmadan ilerledim...
Kulaklarımı kapattım sağa sola, konsantre oldum önümdeki yola. Tutmam gerekirken tutunmadım hiçbir dala...
Kendim ettim kendim buldum belki, düşüncelerimde seni yok ederken biliyorum ki; mutluluk yine kapımdadır seni unutayım yeter ki. Asılsız aşklara kanmasın gönül, yüreksizlere kan akıtmasın gönül...
Bir daha yaşanması güç aşkların etkisiz elemanlarına armağanımdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

