12 Ekim 2011 Çarşamba

Uğra Bana Bir Ara

Hayallerinle uğra bana bir ara,
Avucunda olsunlar, ceplerinde saklama,
Dök önüme, paylaş tek tek,
Buluşalım tam orada, sığınmayalım bir anlama...
Tut elimden, savur beni müzikle,
Bir sola, bir sağa,
Hislerinle buluştur, art niyet arama...
Senin gibiyim ben de,
Kalabalıklar içinde bir yalnız,
Ellerimiz yanaklarımızda izleriz birbirimizi zevk ile,
Sarıl bana, ruhunda sarmala...
Kim bilir belki biz de severiz,
Dansımız bitene kadar,
Veya ömrümüz yetene kadar kim bilir...
Öylece kal omzumda,
Doyma kokuma, gitmek iste ama doyama...

10 Ekim 2011 Pazartesi

Kaybetme Korkusu

Korkusuz olanın verdiği değere inanmamak lazım, kişi önemsediği insanı kaybetmekten korkar. Onsuz bir hayat istemez ve sıkıca tutunur. Arkadaşlıkta da böyledir, aşkta da... Aileyi saymıyorum onda durum zaten bambaşka.
Korkulanın başa gelmemesi için de sıkıca tutmalı insan değerlilerini. Yarın onu bırakıp gidecekmiş gibi...
Nasıl olsa o bir köşede duruyor denilenler, avuç içinde görülenler. Göstermemeli insan böyle kendini, gidebileceği her an düşünülmeli. Düşünülmeli ki değer görsün, el üstünde tutulsun, hak ettiğini bulsun.
Yavaş yavaş yitiriliyor sevenler, bazıları aç gözlülüğüne yenik düşüyor, bazıları ise kendilerini daha iyisine layık görüyor. İşin sonunda eller boş kalıyor. Geride bırakılan kırık kalp ömür boyu rahat bırakmıyor.

Korkmalı insan kaybetmekten, sevdiğini pes ettirmekten. Unutmamak gerekir ki; kimse kimseye muhtaç değil, bazıları dönüyordu biz bu yolları giderken...
Ufacık çocukların o çok sevdikleri balonlarını sıkıca kavradıkları gibi iplerinden, kavramalı insan değer verdiklerini en derinden...

9 Ekim 2011 Pazar

Sonsuzluk

İrkildi bana dokunur dokunmaz, aşkı kendince biliyordu o güne kadar,
Bilmiyordu bildiğinin sadece yanılmalar olduğunu,
Hepimizin aşk diye kimlerin peşinde koştuğunu,
Kim olduğumu önemsemeden yüzünün benimle güldüğünü fark ettikçe şaşırıyordu o da haline...
Söyleyemiyordu, inceliyordu sessizce.
Gözleri ayrılmıyordu gözlerimden,
Duyuyordu, dinliyordu kalp atışlarımı sinsice.
Terliyordu elleri ellerime değdikçe,
Belki değil kesin diyordu hissettikçe,
Aslında beklemiştim onu, biliyordum sonum olduğunu,
İmkansızın olmadığını anladım,
Benliğimde kaybolup seni seviyorum dedikçe...


3 Ekim 2011 Pazartesi

Sen

Bakmaya doyamadığım, hislerime kapılıp hayallere daldığım, Sensizliği düşünürken, Hayatı bir var, bir yok saydığım... Öyle güzeliz ki kelimeler yetmiyor, Ellerini tutarken, dünyam duruyor. Hasreti kalbime hapsederken, Sensizliğime içim gidiyor. Kim derdi ki böyle aşk bende doğacak, Masallarda olmayan benim olacak, Her şartta seninle göze aldığım, Bu hayat teninle anlam bulacak... Etme ey sevgili, Bir an gitme benden, Dudağın bedenden, kalbin kalbimden Uzaklaşırsan gözdeki yerden, Mutluluk bir daha uğramayacak...

30 Ağustos 2011 Salı

Bayram Şekeri

Ah nerede o eski bayramlar diyorum ben de hepiniz gibi...
Bazılarımız yakınlarından çok uzaklarda yaşıyor, bazılarımızın ise yakınları çok uzaklarda artık yaşamıyor. Fakat içimizdeki ateş sönmemeli, adı üstünde bayram, mutlu etmeli, neşelendirmeli...

Seneler önce kurulan o zengin sofralar yok, o günlerden günümüze taşıdığımız zengin gönüllerimiz var. Kaybettiklerimize ettiğimiz dualar, uzaktakilere açtığımız telefonlar. Mühim olan bir şekilde irtibat halinde olmak değil mi?

Bir de olamayanlar var tabi; küsler, dargınlar. Bayrama hiç yakışmayanlar, bir bayram şekeri ikram edip, bir telefon açması gerekenler, biliyorsunuz küslük olmaz bu güzel günlerde.

Yardımlaşma, kaynaşma son  sınırda olmalıdır bugün. Mutlu etme günüdür bugün.

Unutmamak gerekir, ömür geçiyor, bir bayram daha geçip gidiyor. Yarın ne olacağını kimse bilmiyor, mutlu olmak, mutlu etmek, mutluluk saçmak gerekmez mi bu özel günlerde?

Hepimiz bayram şekeri kıvamına gelip sevindirelim sevdiklerimizi, sevmediklerimizi, gün neşe günüdür; Herkese Hayırlı Bayramlar...

28 Ağustos 2011 Pazar

Dikkat Çeken Yazı

Artık kelimesi ile başlayalım yazıya, yeni gün ve yine bir artık var hayatımızda. Hepimize oluyor değil mi aslında, bundan sonra ile başlayan cümleler artık ile devam ediyor ve bir çoğu gerçekleşemiyor. Hayatımızda bolca artık, bolca yeni sayfa yok mu? Çevir çevir bitiremediğimiz defterimiz her yeni sayfada göz kırpmıyor mu mutlulukla? Nasıl bir sabır ile yaratıldık bilmem ama inanın şaşılacak halimiz var. İnsanoğlu değil miyiz, seviyoruz büyük konuşmayı, kestirip atmayı. Ardından bize bile komik gelen lafları satmayı. Bırakamıyoruz işte akışına, beyin kemiriliyor resmen, başlıyoruz artıklara. Çiğ süt emmemize mi bağlarız, önyargılara mı sığınırız bilemem ama düşününce saçma geliyor değil mi hepimize. Geçmişten gelir hepsi ve bu düşüncelerdir ki hepimiz çekmişizdir dedelerimize...

26 Temmuz 2011 Salı

Bir veda daha ?

Neden buluştuğumuz belliydi aslında,
Sadece itiraf edemedik zamanında...
En sevdiği yemekleri hazırladım,
İçmekten keyif aldığımız şarabın yanında...
Ona en yakıştırdığım ceketi fırlattı koltuğa,
Yavaşça yöneldi, elleri karıştı saçlarıma...
Fısıldadı kulağıma; gitmek istiyor gibisin...
Açamadım ağzımı,
Bakakaldım ilk dakikalarda,
Sonralarda da değişmedi durumum aslında.
Bu sefer o konuştu, ben dinledim...
Baktım ki her dakikanın tadı damağında...
Belki dedi, belki bir şans daha.
Olmaz dedim, elimde kadehim peynirim ağzımda...
Akan gözlerimse kalbimin ardında.
Birbirimizi hiç böylesine bakımlı görmedik o güne kadar,
Ben başka bir bendim,
Ayrılık kelimeleri dolaşıyor kanımda...
Hazırlamıştık kendimizi, birbirimizden yoksun hayata...
Masadan kalkarken mumlar erimiş gitmiş,
Mutluluk aslanın ağzında...
Veda busesi yaklaşırken dudağıma,
Gözlerimi açtım, neyse ki hala uyuyordu yanı başımda...