Sakin bir meşe gövdesine yaslanmış, yalnızlığıma dalga sesleriyle son vermeye çalışıyordum. Kıtadan ayrılalı çok olmuş, beklentiler sona ermiş sadece tecrübeler var avuçlarımda. Korktuğum karanlığı arar olmuşum çakıl taşlarının ayaklarıma battığı yollarda. Ümidi, dudaklarım kupamda sıcak çikolata içerken daldığım hüzünlü bir çocuk portresinde bırakmış, benimle gelmek istediğini anlayamamışım.
Sessizliğime son vermek istercesine kendime bir tokat atmışım, nafile. Çığlıklarım korku dolu nefes sesimin üzerini örtememiş, yastığımı enseme yerleştirip bulutların şekline dalıvermişim.
Yaktığım mum aydınlatmaya başlamış etrafını, geçmiş saatler yine farkına varmadan, götürmüş yine beni aslında olmayı pek de istemediğim kalabalıklara. Fitilin bir sağı bir solu görünür olmuş, rüzgâr estikçe yüzüme çarpan kum taneleri, ben de buradayım diyen gerçeklerimmiş meğer.
Loş mum ışığıyla aydınlanmış toprağa yansıtmışım hayallerimi, eski zamanların televizyonları gibi, renksiz ve karıncalanmış. Ailesinin aceleci bakışları önünde hangi oyuncağı seçeceğini bilemeyen bir çocuğun serzenişleri gibiyim, korkulu olduğum kadar kararsızım da.
Bu ıssız adaya düşmeyi neden istemiştim acaba, Pazar alanını anımsatan o boş kalabalık bu kadar mı tırmalamıştı beynimi, bedenimi. Kaçıp kurtulmanın başka yolu yok muydu, bilemiyorum. Yaparım deyip yapmadıklarımı aslında yapabileceğimi göstermek istemiştim belki de. Üstesinden de gelmiştim birçok zorluğun, kolay değildi ormanın kuytu karanlıklarında sabaha uyanabilecek miyim korkusuyla uyumak, evde sevgiyle yapılmış yemekleri hayal ede ede burada aç kalmak. Annemin soğan kokuyor diye kendimden uzak tuttuğum o ellerinin kokusunu bile özlemiştim. Kıymet bilmiyor insan, eleştiriler bitmek bilmiyor, sıkıca sarılmadan önce kaybetmek mi gerekiyor?
İçimdeki çocuğu hiç çıkarmadım uzaklarda, her zamanki gibi korktum, düşecek, incinip kırılacak diye. Çıkamadı dışarı bağdaş kurup oturdu, kaderine mahkûm oldu. O küçüktü yalnızlıkla tanışıklığı yeniydi, izin vermedim beni tanımasına, biliyorum üzülürdü. Belki bir gün geri dönerim dediğim günlerde, denizlerin göbeğinde hiç tanışamadı benimle.
Ben düşüncelerle boğuşurken birden sinsice üzerime düşen damlaları hissettim. Aç bir dilencinin açtığı ellerinden daha istekliydi havaya kaldırdığım ellerim. Suya bile göstermediğim bedenim ıslanmayı özlemişti, Melih Kibar’ın sevdiğim bir bestesi çalıyordu sanki fonda. Tenimi heyecanlandıran her damla coşku aşılıyordu, başımın tepesinden ayaklarımın ucuna doğru iniyordu enerji. Yağmurun bitmesiyle koştuğum deniz uyur gibi sessiz duruyordu, bir mesaj verir gibiydi.
Belki de şimdiki hayatımı söylemeye çalışıyordu, sen susanlara aldırma yoluna bak diyordu. Gerçeğimden kopup ufacık bir ada olmuştum fakat benzerlerimi bulmuştum. Ağlayan bulutlarla, uyuyan denizle, ormanın sessizliğiyle, bir çocuğun serzenişleriyle ve annemin elleriyle takımada olmuştuk zamanla…
13 Mart 2012 Salı
16 Şubat 2012 Perşembe
Hayat ve Duvar
Duvarlar insanlardan uzaklaşmamızı, gerçeklerden kaçmamızı sağlarlar. Sadece gölgemizden kaçamayız, kıskıvrak yakalar ve kavrar bedenimizi. Bazılarımız kimselere güvenemem diyerek duvarlarını elleriyle ördüğü hücresinden bakar hayata. Hissiyatı sızdırmayan, çok kalın fakat görünmez olan bu duvarlar; güneşi, güzellikleri hatta sevdiklerini göstermez insana.
Duvarları yıkamayan hayat nefes alamamaya, boğulmaya ve isyan etmeye başlar. Boğazına takılan şüphe kendisini sorgulamasına sebep olur: Neden ben? Acaba yaşadıklarım gerçek mi? Yoksa hafızam bilincime isyan edip kendi istediği bir tarihi mi yaşatmaya başladı bana?
Aşka gelecek olursak; bir duvarın ayırdığı iki insandır bazen aşk. Zamanı gelirse eğer yıkılır duvar. Taraflar sınırları ihlal etmeye başlar, ardından el ele verip diğer duvarlarla savaşırlar. Aslında amaçları savaş değil, sadece var olmaya çalışmaktır. Aşık olunan kişi suç ortağıdır aynı zamanda, suçluluk duyduğunda ondan bile kaçarsın duvarlar ardına. Ardına bakmadan koşarsın... Bazen yeni duvarlara çarpar, bazense geri adımlar atarsın. Suç bulaştıysa bir kere kanına, fazla uzaklaşamazsın.
İstersin, özgürlük istersin, tadı damağında kalacak bir hayat yaşamak istersin. Her istek özgürlük getirmez ama istemek özgürlüğün tanınması ve peşine düşülmesi yolunda bir deneyimdir, başardıkça istemeye devam edersin.
Duvarları yıkamayan hayat nefes alamamaya, boğulmaya ve isyan etmeye başlar. Boğazına takılan şüphe kendisini sorgulamasına sebep olur: Neden ben? Acaba yaşadıklarım gerçek mi? Yoksa hafızam bilincime isyan edip kendi istediği bir tarihi mi yaşatmaya başladı bana?
Aşka gelecek olursak; bir duvarın ayırdığı iki insandır bazen aşk. Zamanı gelirse eğer yıkılır duvar. Taraflar sınırları ihlal etmeye başlar, ardından el ele verip diğer duvarlarla savaşırlar. Aslında amaçları savaş değil, sadece var olmaya çalışmaktır. Aşık olunan kişi suç ortağıdır aynı zamanda, suçluluk duyduğunda ondan bile kaçarsın duvarlar ardına. Ardına bakmadan koşarsın... Bazen yeni duvarlara çarpar, bazense geri adımlar atarsın. Suç bulaştıysa bir kere kanına, fazla uzaklaşamazsın.
İstersin, özgürlük istersin, tadı damağında kalacak bir hayat yaşamak istersin. Her istek özgürlük getirmez ama istemek özgürlüğün tanınması ve peşine düşülmesi yolunda bir deneyimdir, başardıkça istemeye devam edersin.
3 Ocak 2012 Salı
Kader
Büyük konuştuklarını yaşatır insana kader,
Olmaktan korkmazsın derbeder,
Uzak durman gereken;
Güvensizliktir, insanı kahreder.
İmkansız sandıklarını yaşatır kader,
Bitmez sanmıştın oysa dertler,
Kaçacak delik aramayı bırak,
Yaşa mutlulukları teker teker...
Gözlerinin içi gülüyorsa eğer,
Kaderi değiştirmek dünyaya değer.
Bırak kalemi kağıdı bir kenara,
Hesap yapmadan çıksana yola,
Seslenişlere kulak ver,
Unutma; seveni herkes sever...
Olmaktan korkmazsın derbeder,
Uzak durman gereken;
Güvensizliktir, insanı kahreder.
İmkansız sandıklarını yaşatır kader,
Bitmez sanmıştın oysa dertler,
Kaçacak delik aramayı bırak,
Yaşa mutlulukları teker teker...
Gözlerinin içi gülüyorsa eğer,
Kaderi değiştirmek dünyaya değer.
Bırak kalemi kağıdı bir kenara,
Hesap yapmadan çıksana yola,
Seslenişlere kulak ver,
Unutma; seveni herkes sever...
11 Aralık 2011 Pazar
Hava Kötü, Ben Güzel
Benimle kafayı bozmuş insanlar var, çok mutluyum, herkese tavsiye ederim :) Hepiniz edinin,
sonra da film izler gibi popcorn eşliğinde izleyin...
İftiralar karşısında kahkahalar patlatmak da bedava...
Yaşasın mutluluk, yaşasın huzur.
İnadına...
sonra da film izler gibi popcorn eşliğinde izleyin...
İftiralar karşısında kahkahalar patlatmak da bedava...
Yaşasın mutluluk, yaşasın huzur.
İnadına...
9 Aralık 2011 Cuma
Cin Olmadan Adam Çarpmak
Ne de güzel bir tabirdir bu...
Cin olmadan adam çarpma derler,
Hakaretlerin biri bin para,
Herkes bir laf dalaşında.
Bunların yanı sıra,
Yazılarımın altına yorum gönderen birileri,
Pardon 'birisi' mevcut.
www.sonsayfa.com adresinde yayımlanan yazılarım...
Ah o yazılarım,
Ah o görünen IP adresi...
Ah o saptanan adres,
''Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım
Ah benim sarhoşluğum
Ah çılgın yüreğim
Sus artık uslandır beni''
Cin olmadan adam çarpma derler,
Hakaretlerin biri bin para,
Herkes bir laf dalaşında.
Bunların yanı sıra,
Yazılarımın altına yorum gönderen birileri,
Pardon 'birisi' mevcut.
www.sonsayfa.com adresinde yayımlanan yazılarım...
Ah o yazılarım,
Ah o görünen IP adresi...
Ah o saptanan adres,
''Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım
Ah benim sarhoşluğum
Ah çılgın yüreğim
Sus artık uslandır beni''
5 Aralık 2011 Pazartesi
Yalnızsan Yanlışsın
Yalnızsan,
Hatayı kendinde arama vaktin gelmiştir,
İkiye ayırmıyorum; haklısın haksızsın...
Tek bilinen; herkesin hissedemediği,
Fakat senin aklından bir an olsun çıkmayan yalnızlığın...
Eleştiriyi sevmem deme,
Otur bir köşeye, uzaktan da olsa dinle...
Doğrudur, çoğuna iyiliğin fazlasıyla dokunmuştur,
Yılmak mı?
Sen itersen kim ister ki seni?
Vazgeçmeyeceksin...
Her yanlış doğruya daha da yakınlaştırır insanı.
Hatalardan ders aldığı sürece tabi...
Koy sen de bir kadeh kendine,
Ama ellerin avuçlarında yanma derdine...
Yalnızlık her zaman son değildir,
En güzelin başlangıcı da yalnızlık sayesindedir.
Neyse,
Sadece üzenleri değil,
Mutlu edenleri de buruştur at alevlerin arasına...
Kendine soracağın soru belli;
Ben nerede hata yaptım?
Kimin ahını aldım, kime gereksiz taptım...
Yalnızlığına ağlayacağına,
Kaldır kafanı bak etrafına,
İnsanlar nasıl da mutlu,
Eksiğim yok diyorsan,
Aynanın önüne geç, yüzleş
Asla bakma onun bunun lafına...
Yalnızsan,
Yanlışsın.
Felsefeyi not et bir kenara...
Hatayı kendinde arama vaktin gelmiştir,
İkiye ayırmıyorum; haklısın haksızsın...
Tek bilinen; herkesin hissedemediği,
Fakat senin aklından bir an olsun çıkmayan yalnızlığın...
Eleştiriyi sevmem deme,
Otur bir köşeye, uzaktan da olsa dinle...
Doğrudur, çoğuna iyiliğin fazlasıyla dokunmuştur,
Yılmak mı?
Sen itersen kim ister ki seni?
Vazgeçmeyeceksin...
Her yanlış doğruya daha da yakınlaştırır insanı.Hatalardan ders aldığı sürece tabi...
Koy sen de bir kadeh kendine,
Ama ellerin avuçlarında yanma derdine...
Yalnızlık her zaman son değildir,
En güzelin başlangıcı da yalnızlık sayesindedir.
Neyse,
Sadece üzenleri değil,
Mutlu edenleri de buruştur at alevlerin arasına...
Kendine soracağın soru belli;
Ben nerede hata yaptım?
Kimin ahını aldım, kime gereksiz taptım...
Yalnızlığına ağlayacağına,
Kaldır kafanı bak etrafına,
İnsanlar nasıl da mutlu,
Eksiğim yok diyorsan,
Aynanın önüne geç, yüzleş
Asla bakma onun bunun lafına...
Yalnızsan,
Yanlışsın.
Felsefeyi not et bir kenara...
3 Aralık 2011 Cumartesi
Gece Karalaması Vol.2
Kardeşim ne derdin var diye sorarlar adama...Veremezsin cevap,
Paylaşmak istemezsin belki de,
Güçsüz görünmek istemezsin...
Şimdiye kadar en güçlü göründüğünden,
Hakkında ne düşünürler bilemezsin...
Fırtına olur, eser geçerler.
Kalbinin derinliklerini bilemezler,
Yorum yaparak,
İsmini dolarlar ağızlarına.
Meraklısı çoktur,
Bilip bilmeden yorum yaparlar.
Nereden bilsin ki içimi.
Öylesine saçmalıyor işte,
Laf olsun torba dolsun.
Bakma buraya böyle yazdığıma,
Karşıma çıkan bin bir türlü engele rağmen,
Ben iyiyim,
İyiyim demeyi öğrendim ben yıllar önce.
Boyun eğmem hiç kimseye...
Gelirler geçerler,
Yine benliğimle baş başa bırakırlar beni.
Dün de yoklardı ki zaten,
Yarınlarımda olsunlar olmasınlar,
Bana ne...
Neyse, geç oldu saat.
Bu akşamlık prim bu kadar,
Düşmanın sonu yakın,
Dostun yolu açık olsun...
Sevenlere sevgiler,
Sevmeyen de illa ki bir gün sever, bilirim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
