15 Ekim 2010 Cuma

Aşk mümkün mü?

Üzerine annesinin kıyafetlerini giymiş, sokaklarda yalnız yürüyen küçük bir kız çocuğuydum ben. Paçalarım yerlere sürüne sürüne yürürken, etrafa şaşkın bakıyordum. Kendi giysilerim bana küçük gelmeye başlamıştı, büyümeliydim artık. Yürümeliydim karanlıklara, sonu görünmeyen uzak yollara. Korkmamalıydım artık gökgürültüsünden, güçlü olmalıydım...
Korkmamalıydım seni sevmekten, anlamalıydım içimdeki kız çocuğunu fark ettiğini... Beni kıyafetlerimle yargılamadın sen, biliyordun doğrusunu yaptığımı. Suratsız değildim aslında, huysuz hiç değildim. Sadece beni tanımayı hak edenlere tanıtıyordum kendimi. Kalbime girmesini uygun gördüklerime açıyordum kalbimi...
Koynunda uyuduğum gece kendimi, kaybettiğim benliğimi buldum kokunda. Bedenim pijamalarımla örtülüydü belki fakat ruhum tamamen çıplaktı yanında. Senelerdir ilk defa olmak istediğim yerdeydim, seni yeni bulmuştum ama sanki daha öncesinde köşede bekler gibiydim...
Yolunu gözlediğimden sımsıkı sarıldım sana, üşüyorum derken yalan söylüyordum daha sıkı sarman için. Hiç bırakma istedim, öyle donup kalalım istedim sokaklarda...
Hiç susmayan 'İrem', konuşamayan 'İrem'e dönüştü sayende. Kelimelerin yetmeyeceğini anlayıp, tellerin üzerindeki Ay'ı tartışıp saçmaladık...
Yapmamız gereken de buydu aslında, konuşacak o kadar vakit vardı ki, saçmalayıp komikleşmemiz gerekiyordu o dakikalarda. Sonuçta şaşkındık birbirimizi bulduğumuza...
Bana bu hisleri yaşattığın için, kalbimin sesini her kulakta hissettirdiğin için, göze alabildiklerin için ve en önemlisi yanımda en içten halinle olabildiğin için anladım ki en umutsuz anda bile 'AŞK' mümkünmüş hala...


2 yorum: