11 Temmuz 2010 Pazar

Gerçekleri görmek...

Ben her zaman herkesi kendim gibi zannediyorum, hiçkimse benim kadar iyi değil demeyin. Aslında hiçbirimiz mükemmel değiliz, karşımızdaki insanın hataları gözümüze çarpıyor olabilir ama biz de bazen hatalı olabiliyoruz . Yanlış yollara sapabiliyor, yanlış tercihler yapabiliyoruz.
Tabi ki hak etmediğimiz kazıkları yiyerek üzüntüler de yaşıyoruz fakat bu bizi tamamen haklı çıkarmıyor. İnanın benim iyi olduğum kadar, sizlerin iyi olduğunuz kadar iyi olan insanlar var. İnancınızı yitirmeyin...
Bugüne kadar karşınıza çıkmadı diye bugünden sonra da çıkmayacak diye bir kaide yok.
Biraz temkinli olduktan sonra kimse kimseyi üzemez. Unutmamalıyız ki bizler nasıl birilerini üzüyorsak, başkaları da bizi üzebilir. Hayat böyle değil midir zaten?
Ettiğini bulmaz mı insanlar...
Ben hatalı değilim, ben asla hata yapmam gibi kesin cümlelere yer yok hayatta. Neyin ne olacağı hiç belli olmaz. İlla ki vardır herkesin hatası ama bazen görünmez işte. Görmek istemeyiz, istesek bile göremeyebiliriz. Diğerlerini eleştirmek her zaman kolay gelir, bir kaçış yoludur...
Öz eleştiri yapıp karakterinizi gözden geçirdiğinizde bir takım eksiklikler veya yanlışlar fark edeceksiniz. Bunları törpüleyip düzelttikten sonra sırasıyla sunacak hayat hepinize güzelliklerini, yaşayalım görelim... Ben denedim, test ettim, onayladım...

Gecenin sabahla son bulması

Karanlıkların er ya da geç aydınlığa kavuşacağını bilerek yaşadım her zaman. Aslında her yaşanan iyi yönde etkiliyordu hayatı, sonuçta deneyimdi adı. 
Bütün olumsuzluklara rağmen yeni güne arınmış bir şekilde uyandığım için kazandım. Yendim, ezip geçtim mutsuzluğu. Umudumu yitirmek aklımın ucundan geçmedi. Biliyordum herkesin hak ettiğini bulacağını...
Saatler, günler, aylar geçti. Pek bir değişiklik olmadı. 
Bu heyecan ne zaman karşıma çıkacak, ne zaman aşk şarabıyla sarhoş olabileceğim sorularını sorarken kendime, bir ışık fark ettim. Gözümün önünde yanan bir mumdu bu.
Öyle sarıyor, öyle yakıyordu ki beni... Nereden geldiğimi şaşırdım...
Nereye gideceğimi düşünmeden, düşünemeden kapıldım. Ellerimle kapattım etrafını, söndürmesinler diye. Ardından gözlerimi kapattım, ondan başkasını görmeyeyim diye. 
Eller kenetlendi hiç ayrılmamak üzere, yürek mühürlendi aşk dolu sözlere...

9 Temmuz 2010 Cuma

Lunapark misali...

Gömülüp koltuğuma, uzattım bacaklarımı pufuma...
Düşündüm de güzellikleri,
Hayat aslında lunapark misali,
Her renge sahip, gökkuşağı gibi...
Pembe uyanmak ve simsiyah uyumak...
Hepsi senin elinde,
Çiçek kokusu ömrün her yerinde...
Lunaparkta tehlike de var elbette, 
Hani şu binmeye korktuklarımız,
Adrenalin istediğimizde yaklaştıklarımız...
Sizce hayatın var mı farkı bundan?
Rengi soldurmak, daha da renk vermek,
Durdurmak, devam ettirmek..
Onun değil bunun değil hepsi senin elinde...

8 Temmuz 2010 Perşembe

Pardon?

Yanlış hatırlamıyorsam gözlerinizdi beni benden alan.
Sesinizdi kalp atışlarımı hızlandıran,
Tutun, lütfen tutun elimden...
Gidelim buralardan aniden,
Ayrıntılara değinmeden, büyüyü yitirmeden..
Biz değil miydik onca acıyı çeken?
Düşe kalka yürümeyi öğrenen...
Belki gerçek aşk bendedir,
Ve öncekiler sadece bahanedir..
Basamak oldular belki bize,
Yaklaştırdılar birbirimize,
Sebep oldular gerçekleri görmemize...
Şerefe ey aşk, sana, bize, şerefimize...

Verin Coşkuyu!

 














Tutma içinde, 
Aşkmış, nefretmiş ayırt etme...
Püskürt doyasıya, 
İç doyasıya her anıya.
Üzgünken surat asıksa,
Mutluyken dişler görünsün..
Hakkını vere vere yaşa hayatı.
Bütün problemler çözülsün..
Bir düşün, yarın ne olacak?
Kim bilmiş ki sen bileceksin,
Kim ölecek kim kalacak...
Kalmasın içinde isteklerin,
Uğraş çabala, seni dinler dileklerin..
Ver sabahları kendine coşkuyu,
Yakalarsın hayatı kanadından
Bırakırsan bitmez tükenmez sorguyu...

Aynaya bakar gibi...

O kadar benzeriz ki bazı insanlarla, aynı hayatı yaşamış gibi...
Aynı kalbi taşıyor gibi...
Her cümlenin ardından, bu benim cümlemdi diyerek.
Anlatılanların ardından kendi hikayemizmiş gibi hissederek...
Kaybetmeyi hiç istemeden, birlikte yürüyerek...
Bazen eş dost olur bazense sevgili,
Fakat en güzeli ona bakmak, aynaya bakar gibi...

2 Temmuz 2010 Cuma

Yapamadım. 
Daha fazla karşı koyamadım hatalarıma. 
Kabullenmem lazımdı artık, bir dur demem lazımdı.
Görmemezlikten geldim,
Herkes yapıyor dedim uzun süre..
Hatadır, yapılmak için vardır dedim...
Herkes olmadığımı anlayınca değişti düşüncelerim.
Ben; beni üzenlerden değildim,
Parçalayıp üzerine basabilenlerden hiç değildim...
Tek tek koydum önüme yanlışları,
Her biriyle yüzleştim neredeyse.
Artılarımı koyup övünmeyi de bildim tabi...
Ardından karar zamanı geldi,
Ya diğerleri gibi olacaktım 
Ya da olmam gerektiği, bana yakıştığı gibi...
İnsan düşündükçe, derinine indikçe buluyor doğruları.
Bazen ağır sözler işitmek gerekiyor.
Ben bu olamam dese de, o oluveriyor işte..
Yakıştıramasa da kaçamıyor bazen hatalardan.
Farklı karakterlere bürünebiliyor...
Önemli olanın maskesiz en duru hali ile kendisi olduğunu geç fark edebiliyor...